İsviçre’nin sığınmacılara yönelik sınır dışı uygulamalarının protesto edildiği eylemde insan hakları ihlali riski bulunan geri göndermelerin durdurulmasını ve sığınma hakkının güvence altına alınmasını istedi.
İsviçre’nin sığınmacılara yönelik sınır dışı uygulamalarına karşı başkent Bern’de protesto eylemi düzenlendi. İsviçre’deki kurum ve toplulukların çağrısıyla düzenlenen eylemde ortak açıklama Almanca, Kürtçe ve Türkçe okundu. Eylem, İsviçre Demokratik Kürt Konseyi (CDK-S), İsviçre Göçmen İşçiler Federasyonu (İGİF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Pangea Kollektif, İsviçre Demokratik Halklar Federasyonu (İDHF), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Avrupa Devrimci Komün Meclisleri (ADKM), İnsan Hakları Dayanışma Derneği (İHDD) ile Kürt, Türk ve İsviçreli Kültür Derneği (KUTÜSCH) tarafından düzenlendi.
Ortak açıklamada, İsviçre’de federal ve kantonal sığınma merkezlerinde yaşandığı belirtilen hak ihlallerine dikkat çekildi. Sağlık hizmetlerine erişim, barınma ve beslenme koşulları, çocuklar ve kadınların karşı karşıya kaldığı riskler, psikolojik baskı, sığınma dosyalarının incelenmesi ve geri gönderme sırasında güç kullanımı eleştirildi. İsviçre’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere dikkat çekilen açıklamada, işkence ve kötü muamele yasağı ile geri göndermeme (non-refoulement) ilkesinin devlet açısından bağlayıcı olduğu vurgulandı.
İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 3’üncü maddesine atıf yapılan açıklamada, kişinin işkence görme riski bulunan bir ülkeye gönderilemeyeceği belirtildi. Sığınma başvurularının hızlı prosedürlerle sonuçlandırılmasının, başvuruların adil ve kapsamlı biçimde incelenmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı ifade edildi. Tercüme sorunları, travmanın kişinin anlatımına etkisi, yeni deliller, ülkedeki siyasi ve toplumsal koşullar ile başvuru sahibinin özel kırılganlıklarının dikkate alınması istendi.
BAHAR YALÇINKAYA GÜNDEME GETİRİLDİ
Açıklamada son dönemdeki geri gönderme uygulamalarına örnek olarak Bahar Yalçınkaya vakası gösterildi. Yalçınkaya’nın 4 Ağustos’ta iki çocuğuyla birlikte Zürih’teki Rückkehrzentrum Oberhalden Finkenried’den Türkiye’ye gönderildiği belirtildi. Bahar Yalçınkaya’nın avukatının Türkiye’de tutuklanma riski bulunduğu yönündeki uyarılarına rağmen sınır dışı edildiği ve Türkiye’ye girişinin ardından gözaltına alınarak tutuklandığı ifade edildi. Açıklamada, Bahar Yalçınkaya’nın 15 aylık bebeğiyle birlikte cezaevine konulduğu hatırlatıldı. Bahar Yalçınkaya’nın sınır dışı edilmesi sırasında polis tarafından zor kullanıldığı ve çocuklarının gözü önünde ters kelepçelendiğine yer verilen açıklamada, uygulamanın çocuklar açısından travmatik sonuçlar doğurduğu dile getirildi.
HASAN BAL’IN DURUMU DA GÜNDEMDE
Açıklamada ayrıca, itiraz başvurusu henüz sonuçlanmamış olan politik sığınmacı Hasan Bal’ın 6 Ağustos’ta Valais Kantonu’nun Sion kentinde sınır dışı edilmek üzere tutuklanarak cezaevine konulduğu belirtildi.
Aktivistler, bu vakaların münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, İsviçre’nin geri gönderme kararlarında güncel, bireyselleştirilmiş ve insan hakları merkezli risk değerlendirmesi yapıp yapmadığının araştırılmasını istedi. Açıklamada, İsviçre’nin demokrasi ve hukuk devleti iddiasının yalnızca ülkede kimin kalacağına karar vermesiyle değil, ülkede kalmasına izin verilmeyen insanlara nasıl davranıldığıyla da ölçülmesi gerektiği vurgulandı.
“Hiçbir göç politikası; işkence yasağının, insan onurunun, çocukların yüksek yararının, adil yargılanma hakkının ve geri göndermeme ilkesinin üzerinde değildir” denilen açıklamada, insan hayatının geri dönüşü olmayan sonuçlarla karşı karşıya kalabileceği durumlarda insan haklarının öncelenmesi gerektiği belirtildi.
GERİ GÖNDERME İŞLEMLERİNİN DURDURULMASI TALEBİ
Eylemciler, insan hakları ihlali riski bulunan geri gönderme işlemlerinin durdurulmasını ve her kişi için işkence, kötü muamele, siyasi veya keyfi tutuklama, adil yargılanma hakkının ihlali ve diğer ağır insan hakları ihlallerine ilişkin risklerin güncel ve bireyselleştirilmiş biçimde değerlendirilmesini istedi.
Geri gönderme sırasında kullanılan zor yöntemlerinin bağımsız biçimde denetlenmesi, fiziksel ve psikolojik şiddet iddialarının tarafsız şekilde soruşturulması ve federal ile kantonal sığınma merkezlerindeki sağlık, beslenme, barınma ve hijyen koşullarının insan onuruna uygun hale getirilmesi talep edildi.
Açıklamada ayrıca çocukların yüksek yararının tüm sığınma ve geri gönderme kararlarında temel ölçüt olması, çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasına alternatiflerin uygulanması ve kadınlar ile diğer kırılgan grupların özel ihtiyaçlarının dikkate alınması istendi.
Eylemciler, sığınma dosyalarının hızlı olmasının yanı sıra adil, bireyselleştirilmiş ve kapsamlı biçimde incelenmesi ve etkili hukuki güvencelerin sağlanması çağrısıyla eylemi sonlandırdı.
