
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kamuoyunda tartışmalara neden olan 11. Yargı Paketine ilişkin yaptığı açıklamada, düzenlemenin bir “af” niteliği taşımadığını savunarak, ceza adaletinde eşitliği sağlamayı hedeflediklerini öne sürdü. Tunç, kadınlara yönelik şiddet, çocuk istismarı, terör ve örgütlü suçların kapsam dışında bırakıldığını vurguladı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Karabük’te katıldığı bir programın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gündemdeki 11’inci Yargı Paketi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tunç, düzenlemenin özellikle infaz sisteminde yaşanan eşitsizlikleri gidermeye yönelik olduğunu iddia etti.
Tunç, Meclis tarafından kabul edilen düzenlemede bazı suçların açıkça kapsam dışı bırakıldığını belirterek şunları söyledi:
“Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, çocuk cinayetleri, terör suçları, örgütlü suçlar ve depremde ölüme neden olanlar bu düzenlemeden yararlanamayacak. Bu suçları işleyenler için herhangi bir infaz indirimi söz konusu değil.”
![]()
“COVID düzenlemesi af değildir”
Bakan Tunç, geçmişte uygulanan COVID-19 düzenlemelerine de değinerek, bu düzenlemelerin kamuoyunda “af” olarak nitelendirilmesini doğru bulmadığını söyledi. Tunç, benzer bir yanlış algının 11’inci Yargı Paketi için de oluşturulmaya çalışıldığını savunarak, “COVID düzenlemesi bir af değildi, bu da bir af değildir” dedi.
Tunç’a göre yapılan düzenleme, ceza adaletinin etkinliğini artırmayı hedefleyen Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin bir parçası. Bu belge kapsamında beş ana hedeften birinin infaz sisteminin daha adil hale getirilmesi olduğunu vurgulayan Tunç, Meclis’e bu yönde yoğun talepler iletildiğini söyledi.
Kimler yararlanacak?
11’inci Yargı Paketi kapsamında, 31 Temmuz 2023’ten önce suç işleyen ve koşullu salıverilmesine 3 yıl kalan hükümlüler için yeni bir infaz düzenlemesi öngörülüyor.
Buna göre:
- Kapalı cezaevinde bulunan hükümlüler, 3 yıl erken açık cezaevine geçebilecek
- Açık cezaevinde bulunanlar ise 3 yıl erken tahliye olabilecek
- Ancak bu düzenleme, belirli suçlar için kesin olarak geçerli olmayacak
Tunç, bu düzenlemenin “toplumda rahatsızlık yaratacak suçları” kapsamadığını özellikle vurguladı.
“Bu tamamen ceza adaletini ve eşitliği sağlamaya yönelik bir düzenlemedir. Aynı durumda olan hükümlüler arasında farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.”
Tartışmalar sürüyor
Her ne kadar Bakan Tunç düzenlemeyi “eşitlik” ve “adalet” vurgusuyla savunsa da, 11’inci Yargı Paketi kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde tartışılmaya devam ediyor. Özellikle geçmişte benzer infaz düzenlemelerinin geniş kapsamlı sonuçlar doğurduğu hatırlatılırken, “af değil” vurgusunun toplumsal karşılığı sorgulanıyor.
Bazı hukukçular, infaz sürelerinin fiilen kısaltılmasının hukuki tanımı ne olursa olsun sonuçları itibarıyla af etkisi doğurduğunu savunurken, insan hakları örgütleri ise düzenlemenin hangi suçları kapsayıp kapsamadığı konusundaki belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini dile getiriyor.
Kısa analiz: “Af değil” söylemi ikna edici mi?
İktidarın yargı paketlerine ilişkin kullandığı “af değil” söylemi yeni değil. Ancak infaz sürelerini fiilen kısaltan her düzenleme, toplumsal algıda af olarak değerlendiriliyor. Özellikle cezaevlerindeki yoğunluk, adalet sistemine duyulan güven ve siyasi mahpuslar konusundaki tartışmalar, bu tür paketlerin yalnızca teknik düzenlemeler olarak görülmesini zorlaştırıyor.
Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı gibi suçların kapsam dışı tutulması kamuoyunda destek bulsa da, infaz sisteminin bütününe dair adalet ve eşitlik iddiaları, uygulamanın sonuçlarına göre test edilecek. 11’inci Yargı Paketi’nin gerçek etkisi, yalnızca metninde değil, sahadaki uygulamasında ortaya çıkacak.











