
VAN – Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Ozan Balcı döneminde işten çıkarılan 223 işçinin direnişi 150’nci gününde sürüyor. İşçiler, kararların arkasındaki isimlere seslenerek, “Sipariş üzerine Bursa’dan gelen ve kendinde bu gücü gören Ulaş Akhan’a siz ne zaman dur diyeceksiniz?” diye sordu.
Direniş, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve DİSK Genel-İş Wan Şubesi öncülüğünde Van’daki Sanat Sokağı’nda devam etti. “İşimizi geri istiyoruz” talebiyle bir araya gelen işçiler, yürüyüş ve sloganlarla kayyım uygulamalarına tepki gösterdi.
Eylemde sık sık “Kayyımlar gidecek halk gelecek”, “İşçiler burada, hırsız kayyım nerede”, “Hak, hukuk, adalet” sloganları atıldı.
“Bu sadece işten çıkarma değil, irade gasbıdır”
İşten çıkarılan işçiler adına konuşan Haydar Aslan, yaşananların yalnızca bireysel mağduriyetler olmadığını vurguladı. Aslan, “Bugün emeğimizin gasp edilmesinin, geleceğimizin çalınmasının 150’nci günündeyiz. Kayyımların keyfi kararları yalnızca işçilerin ekmeğini değil, hukukun üstünlüğünü de hedef almaktadır” dedi.
İşten çıkarmaların “arşiv soruşturmaları” gerekçesiyle yapıldığını hatırlatan Aslan, bu gerekçenin inandırıcı olmadığını belirterek şunları söyledi:
“Mahkemelerin hak verdiği insanların çalışıp çalışmayacağına bir memurun karar vermesi, hukukun ayaklar altına alınmasıdır. Bu yaklaşım ideolojik ve kimliksel bir tercihtir.”
Aslan, direnişin yalnızca bir iş mücadelesi olmadığını vurgulayarak, “Van işçilerinin direnişi aynı zamanda demokrasi ve barış mücadelesidir. Barış olmadan emek korunamaz, emek olmadan da kalıcı barış mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Eylem devam edecek
İşçiler, talepleri karşılanana ve işlerine geri dönene kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. Açıklama, iki dakikalık oturma eylemi ve sloganlarla sona erdi.
Kısa analiz: Van’daki direniş neyi gösteriyor?
Van’da 223 işçinin 150 gündür sürdürdüğü direniş, kayyım politikalarının yalnızca yerel yönetimleri değil, emek ve çalışma hakkını da doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. İşten çıkarmaların hukuki dayanaklardan çok idari takdirle yapılması, kayyım uygulamalarının demokratik denetimden ne kadar uzaklaştığına dair güçlü bir örnek oluşturuyor.
Bu direniş, yerel bir işçi eylemi olmanın ötesinde, seçme-seçilme hakkı, yerel irade ve emek güvencesi arasındaki bağın yeniden tartışılmasına yol açıyor. Sürecin nasıl sonuçlanacağı, benzer kayyım uygulamalarına karşı yürütülen diğer emek mücadeleleri açısından da belirleyici olacak.









