
Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde, boşanma aşamasındaki bir erkek tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda iki kadın yaşamını yitirdi. Anne ve kızın öldürülmesi, kadınlara yönelik erkek şiddetinde koruyucu ve önleyici mekanizmaların bir kez daha devreye girmediğini ortaya koydu.
Edinilen bilgilere göre, akrabalarını ziyaret ettikten sonra evlerine dönmekte olan Tülay Ü. (45) ile annesi Zaide A. (64), Tülay Ü.’nün boşanma sürecinde olduğu eşi Y.Ü. (46) tarafından silahla hedef alındı. Saldırı sonucu iki kadın olay yerinde hayatını kaybetti.
İhbar üzerine bölgeye sevk edilen sağlık ekipleri, anne ve kızın yaşamını yitirdiğini tespit etti. Cenazeler, otopsi işlemleri için Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Saldırının ardından kaçan fail, jandarma ekiplerinin çalışmasıyla kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı.
Boşanma süreci yine en riskli dönem oldu
Kadın örgütlerinin ve resmi verilerin de ortaya koyduğu üzere, boşanma süreci kadınlar açısından en yüksek riskin bulunduğu dönemlerden biri olarak öne çıkıyor. Erkek şiddeti vakalarının önemli bir bölümü, kadının ayrılma kararını açıkladığı ya da hukuki sürecin başladığı aşamada yaşanıyor. Zonguldak’ta yaşanan bu son olayda da, kadının boşanma aşamasında olması dikkat çekti.
Uzmanlar, bu tür vakalarda etkin uzaklaştırma kararlarının, silaha erişimin engellenmesinin ve kadınlar için gerçek anlamda işleyen koruma mekanizmalarının hayati önemde olduğuna işaret ediyor. Ancak yaşanan olay, mevcut uygulamaların kadınları korumakta yetersiz kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Kadın cinayetleri münferit değil, sistematik
Anne Zaide A.’nın da saldırıda yaşamını yitirmesi, erkek şiddetinin yalnızca “eş” ya da “partner” ile sınırlı kalmadığını; kadınların yakın çevresini de hedef alabilen yaygın ve sistematik bir şiddet biçimi olduğunu gösteriyor. Kadın hakları savunucuları, bu tür cinayetlerin “bireysel öfke” ya da “anlık olaylar” olarak ele alınmasının, sorunun yapısal boyutunu görünmez kıldığı uyarısında bulunuyor.
Olayla ilgili soruşturma sürerken, kadın cinayetlerinin önlenmesi için cezasızlık politikalarına son verilmesi, etkin koruma kararlarının uygulanması ve kadınların yaşam hakkını önceleyen politikaların hayata geçirilmesi çağrıları yeniden gündeme geldi.











