
AMED – Bursaspor ile Somaspor arasında oynanan karşılaşmada, Kürt siyasetçi Leyla Zana’yı hedef alan küfür ve hakaret içerikli tezahüratlar, hukuk çevrelerinden sert tepki aldı. Aralarında Amed, Mardin, Van, Dersim ve Şırnak barolarının da bulunduğu 16 baro yönetimi, yaşananları “nefret suçu” olarak nitelendirerek sorumlular hakkında derhal yaptırım uygulanması çağrısında bulundu.
Barolar tarafından yapılan ortak açıklamada, spor alanlarında dile getirilen bu tür aşağılayıcı ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Açıklamada, Leyla Zana’ya yönelik hakaretlerin yalnızca bireysel bir saldırı olmadığı; kadınları ve Kürtleri kamusal alandan dışlamayı hedefleyen ayrımcı bir zihniyetin yansıması olduğu belirtildi.
“Bu Bir Tezahürat Değil, Açık Bir Nefret Söylemidir”
Barolar, söz konusu küfürlerin “anlık bir taraftar tepkisi” olarak geçiştirilemeyeceğinin altını çizdi. Açıklamada, bu tür söylemlerin insan onurunu hedef aldığı, toplumsal barışı zedelediği ve birlikte yaşam iradesine zarar verdiği ifade edildi. Nefret dilinin yaygınlaşmasının, yalnızca hedef alınan kişileri değil, tüm toplumu olumsuz etkilediğine dikkat çekildi.
Hukuki Dayanak: 6222 Sayılı Kanun
Açıklamada, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun hatırlatılarak; toplu halde küfür, hakaret ve aşağılayıcı tezahüratların açık biçimde yasaklandığı vurgulandı. Barolar, maç yayın kayıtları, kamera görüntüleri ve federasyon raporlarının ivedilikle incelenmesi gerektiğini belirterek, sorumluların tespit edilmesi ve cezai-idari yaptırımların gecikmeksizin uygulanması çağrısında bulundu.
Ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu’nun da kendi disiplin mevzuatı çerçevesinde harekete geçmesi gerektiği belirtilerek, “Spor alanlarında nefret söylemine karşı sıfır tolerans ancak kararlı ve şeffaf yaptırımlarla mümkündür” denildi.
Spor ve Toplumsal Sorumluluk
Baroların açıklamasında, sporun birleştirici gücüne vurgu yapılarak, tribünlerin nefretin değil ortak değerlerin yükseldiği alanlar olması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, kadınlara ve Kürtlere yönelik aşağılayıcı dilin demokratik toplum düzeniyle bağdaşmadığı, hukuk devleti ilkesini açıkça ihlal ettiği vurgulandı.
“Mücadelemizi Sürdüreceğiz”
Açıklamanın sonunda, baroların ayrımcılık ve nefret söylemine karşı mücadeleyi sürdüreceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“İnsan onurunu, eşit yurttaşlık ilkesini ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir anlayışla; toplumsal barışı ve demokratik değerleri hedef alan her türlü tutumun karşısında durmaya devam edeceğiz.”









