Partisinin MYK toplantısına dair açıklamalarda bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bekletildiğini belirterek, “Barış ve Siyasallaşma Kurulu ne zaman çalışmaya başlayacak, niye bekletiliyor” diye sordu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, DEM Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına dair değerlendirmelerde bulundu. Fon vurgununa dikkat çeken Ayşegül Doğan, “O kadar büyük bir soygun ve yolsuzluk ki 100 yılın yolsuzluğu olarak değerlendirmeler yapılıyor. Şu ana kadar 455 bini aşkın yurttaşın birikimini etkilediği ve birkaç gün içinde eridiği ilk etapta yaptığımız tespit” diyerek konunun MYK gündeminde ele alındığını belirtti.
’22 EKİM 2024’TEN BUGÜNE’
Toplantıda, sürecin de değerlendirildiğini söyleyen Ayşegül Doğan, “Barış ve demokratik Toplum Süreci’nin ritmine kesinlikle uygun olmayan bazı gelişmelerden hemen her gün bahsetmek durumunda kalıyoruz. Barıştan anlaşılan daha demokratik bir ortamın ortaya çıkması ve daha demokratik bir ortamda insanların düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünden doğrudan yararlanabilmeleri, en azından yararlanabileceklerine ilişkin emarelerin ortaya çıkmasıdır. Bugün 22 Ekim ve 22 Ekim 2024’ten bugüne değerlendirelim. 22 Ekim’de Sayın Bahçeli Meclis Genel Kurulunda bir konuşma yaptı ve o konuşma o gün bugündür konuşuluyor. Dedi ki: ‘Sayın Öcalan’a seslendi. Gelsin Meclis Genel Kurulunda konuşsun.’ Akabinde Urfa milletvekilimiz Ömer Öcalan ilk aile görüşmesini gerçekleştirdi ve Sayın Öcalan’dan gelen mesajı olduğu gibi kamuoyuyla paylaştı” ifadelerini kullandı.
‘KOŞULLAR NE ZAMAN DEĞİŞTİRİLECEK’
Süreçte adımların karşılıklı atılması gerektiğini vurgulayan Ayşegül Doğan, “Şimdi bir yandan hareket yönetiminin yaptığı açıklamalar var. Sürecin ilerlemesi için üzerlerine düşen adımları attıklarını söylüyorlar. Öte yandan birçok alandan çekildiklerini ve artık Türkiye için sınırlara yakın ya da uzak hiçbir şekilde silahlı bir tehdit olmadıklarını ifade ettiler. Temel beklentilerinin İmralı’da Sayın Öcalan’a kapılarının açılması, koşullarının değişmesi, doğrudan temas kurabilmesi ve özgürlüğünün sağlanması olduğunu ifade ediyorlar. İktidar yetkililerinin yaptığı açıklamalara baktığımızda ise sürecin kendi mecrasında yürüdüğünü ifade ediyorlar. Şimdi eğer kendi mecrasında yürüyorsa süreç, haklı bazı sorulara yanıt vermek gerekiyor. 22 Ekim 2024’te yapılan çağrıdan bugüne Sayın Öcalan’ın içinde bulunduğu koşullarla ilgili değişiklikler DEM Parti İmralı heyetinin yaptığı ziyaretlerle sınırlı. Aile görüşmeleri yapılıyor ama bunların da bir rutini yok. Peki, bunlar ne zaman değiştirilecek sorusuna sıklıkla muhatap arayan bir siyasi parti olarak soruyoruz: Bu koşullar ne zaman değiştirilecek” diye sordu.
‘BARIŞ VE SİYASALLAŞMA KURULU NİYE BEKLETİLİYOR’
Ayşegül Doğan, “Barış ve Siyasallaşma Kurulu ne zaman çalışmaya başlayacak, niye bekletiliyor? Bu çalışmaları hangi el bekletiyor? Yani bizim göremediğimiz, bilmediğimiz bu sürece uzanan bir el mi var? Böyle bir el mi devrede? Ne oluyor sorusunu soruyoruz. Çünkü biz sürecin ilerlemesini istiyoruz. Sürecin güven telkin eden yeni adımlarla ve kamuoyunun kaygılarını gidererek yürümesini istiyoruz. Sürecin zamana yayılmasına neden olan her şeyin bir şekilde çözülmesi gerektiğini zaten tüm taraflar tespit diyor. Çünkü zamana yaymak, bu süreçte en çok kullanılan kavramla süreci enfekte edebilir. Bu tespitte de hemfikir ise tüm taraflar, o halde ne bekleniyor? Niye enfeksiyona açık bir halde tutuluyor? Böyle tutulmasına gerek yok” ifadelerini kullandı. Ayşegül Doğan konuşmasının devamında şunları belirtti: “
BELİRSİZLİKLER HALEN ORTADA DURUYOR
Geçen bunca sürede örgüt, yapılan çağrıya hızla cevap verdi. Ateşkes ilan etti, ateşkesten hemen sonra kongreyi topladı ve fesih kararını kamuoyuyla paylaştı. Akabinde silahları yakarak imha ettiler. Sonra Türkiye’den çekileceklerini duyurdular. Sonra Türkiye’den tamamen çekildiklerini sınıra yakın uzak hiçbir yerde artık herhangi bir örgüt varlığının kalmadığını ifade ettiler. Aralarda yaptıkları açıklamalar, söyleşiler kamuoyunca takip ediliyor. Dönmek ne anlama geliyor? Dönüş koşulları nasıl oluşturulmalı? Tüm bunlarla ilgili hiç mi adım atılmadı? Atıldı tabii ki. Diyalog çok kıymetli bir şey, partimiz bunu çok önemsiyor. Diyalog kanallarının asla kapanmaması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak demokratik siyaset alanının açılması için çıkartılan çerçeve yasanın yürürlüğüne ilişkin belirsizlikler hala ortada duruyor. Ne zaman giderilecek bu belirsizlikler?
YAŞANANLAR SÜRECİN TEMPOSUNA UYGUN MU?
Bakın ben size örnekler vereyim hapishanelerden; Kocaman bir liste var önümde. Tek tek, isim isim herkese giremeyeceğim. Herkesten bahsedemeyeceğim. Bakın 30 yıl hapiste kalmış, 30 yılı aşkın zaman hapiste kalmış insanlar hapishane koşullarında tutulamayacak haldeyken bile halen cezaevi idare ve gözlem kurulları aracılığıyla hapiste tutuluyorlar. Üstelik keyfi nedenlerle tutuluyorlar. İnsanlar haklı olarak sorarlar; ‘Sürecin temposuna uygun mu yaşananlar’ diye? Kurullar çalışmazsa sorarlar. ÖHD’nin açıkladığı verilere göre son 3 ayda en az 90 tutsağın İnfazı uzatılmış. Her biri farklı hapishanelerde. Uygulama aynı ve gerekçelerde birbirinden çok farklı değil.
ANKARA SİNCAN CEZAEVİ
Ankara Sincan Cezaevi’nden örnek vermek istiyorum. Bu hapishanelerdeki uygulamaların değişmesi ve tümden bunun hak ihlallerine son verilmelidir. Sincan Kadın Hapishanesi’nde hiçbir politik tutsak kadın şartlı tahliye hakkını kullanamıyor. Bu hakkı kullandırmamak neredeyse ilke haline dönmüş vaziyette. Peki, bunların sorumlusu kimdir? Buradan biz Adalet Bakanlığı’na bir kez daha sesleniyoruz: Bundan sonra ihlallere ilişkin açıklama falan değil, doğrudan somut adım bekliyoruz. Somut adım da bu durumun ortadan kaldırılmasıdır.
CEZAEVLERİNDE YAŞANAN İHLALLER
Bakın Şermin Demirdağ’ın tahliyesi 8’inci kez neden engellendi? Mesela Mehmet Sait Yıldırım ağır hasta tutsak ve 31 yıldır hapishanede. 75 yaşında hayati tehlikesi var ve pişman olmayacağı gerekçesiyle infazı en az 2 kez uzatıldı. Ali Adıman Bolu’da cezaevinde kalıyor. Dilekçesinde Sayın Öcalan demiş ve infazı yakılmış. Bunlar iddia değil, bunlar gerçek veriler.
BASINA DÖNÜK BASKILAR
Hafta sonu gazeteciler her yerde eylemde olacaklar. Şimdi bir yandan özgürlük yasalarının, bir yandan demokrasiye dönük adımların atılması gerektiği bir süreçten bahsedeceğiz. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporu gün gibi ortada duracak. Öte yandan gazeteciler konuşamayacak, siyasetçiler soru soramayacak, yazarlar yazı yazamayacak, aktivistler eylem yapamayacak, hak savunucuları, hak ihlallerinden bahsedemeyecek, insanlar X hesaplarından paylaşım yapamayacaklar. Sosyal medya mecralarına erişim engeli getirilecek. Televizyon kanallarının ekranları hala kapat kapatılacak. Geçmişte OHAL gerekçesiyle kapatılıyordu kanallar, o günden bugüne uygulamalar değişmiyorsa toplum haklı ve gerçekten endişeli bir bir şekilde bize bu haklı soruları yöneltmiş oluyor. Artık yapılması gereken basın meslek örgütlerinin de gazetecilerin de ifade ettiği gibi tutuklu gazetecileri serbest bırakmak, haber alanlarını özgür bırakmaktır.”
